Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Karaman’ın Handikapı

Karaman’da siyaset uzun zamandır

Karaman’da siyaset uzun zamandır kapalı bir odada dönüp duruyor. O odanın kapısı halka, sivil topluma, meslek odalarına ve genç fikirlere kapalı. İçeride kim var? Aynı isimler, aynı çevreler, aynı ekonomik çıkar grupları. Dışarıda kim var? Kararların sonuçlarına katlanmak zorunda bırakılan geniş bir toplum.

Bugün Karaman’da alınan kararların büyük bölümü ne katılımcı ne de vizyoner. Çünkü karar alma süreçleri baştan sakat. Halk yok, STK yok, meslek örgütleri yok. Onların yerine dar bir elit çevrenin “biz biliriz” özgüveni var. Bu da siyaseti halktan koparıyor, meşruiyetini zayıflatıyor, yenilik ihtimalini daha doğmadan boğuyor.

Sorunun adı açık: merkezi bağımlılık ve yerel cesaretsizlik.

Karaman’ın ekonomisi yıllardır aynı eksende dönüyor: tarım, gıda ve küçük ölçekli sanayi. Bu bir kader değil; ama Karaman’ı yönetenler için konforlu bir bahane. Çünkü çeşitlenmiş bir ekonomi yeni aktörler, yeni talepler ve yeni güç dengeleri demektir. Oysa mevcut yapı, siyaseti belirli sermaye çevrelerine mahkûm ediyor. Yatırımcı çekmek yerine “mevcut olanı kollamak” tercih ediliyor. Risk almayan, vizyon üretmeyen, günü kurtaran bir siyaset anlayışı böyle doğuyor.

Bu dar ekonomik yapı, siyaseti de tek tipleştiriyor. Aynı çıkar grupları, aynı talepler, aynı refleksler… Sonuçta Karaman’da siyaset, toplumu ileri taşıyan bir araç olmaktan çıkıp, mevcut düzeni koruyan bir mekanizmaya dönüşüyor.

İşin daha vahim tarafı ise yerel yönetimlerin kendi iradelerine olan güvensizliği. Ankara’ya olan fiziksel yakınlık, zihinsel bir uzaklığa dönüşmüş durumda. Genel Merkezlerden çekilen selfilerle sübliminal mesajlar verilmeye çalışılıyor sadece.“ Merkez ne der?” sorusu, “Karaman ne ister?” sorusunun önüne geçmiş. Belediye ve yerel kurumlar özgün bir vizyon üretmek yerine bakanlık kararlarının arkasına sığınıyor. Bu da yerel inisiyatifi felç ediyor.

Oysa yerel yönetim dediğin, merkezden gelen talimatları uygulayan bir şube değildir. Ama Karaman’da siyaset tam olarak bunu yapıyor: sorumluluğu yukarıya atıyor, başarısızlığı merkeze yüklüyor, başarıyı ise sahipleniyor.

Ve en büyük kayıp burada yaşanıyor: gelecek.

Uzun vadeli planlama yok. Kentin 10–20 yıl sonrasına dair net bir hayal yok. Gençler yok sayılıyor, sivil toplum süs olarak görülüyor, katılım bir formaliteye indirgeniyor. Sonra da “neden göç veriyoruz, neden yatırım gelmiyor, neden gençler umutsuz?” diye soruluyor.

Cevap basit ama rahatsız edici:
Çünkü Karaman’da siyaset, halkla birlikte değil; halk adına ama halksız yapılıyor.