Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Karaman’ın Görünmeyen Bilançosu: Fırsat Maliyeti

Ekonomide fırsat maliyeti, yapılan bir tercihin ardından vazgeçilen en iyi

Ekonomide fırsat maliyeti, yapılan bir tercihin ardından vazgeçilen en iyi alternatifin değeridir. Bu kavramı yalnızca şirketler veya bireyler için değil, şehirler için de kullanabiliriz.

Bir şehir adına alınan her karar aynı zamanda alınmamış başka kararların da hikâyesidir.

Bu nedenle Karaman’ın geleceğini konuşurken sadece ne yaptığımızı değil, neyi yapmamayı tercih ettiğimizi de sorgulamak zorundayız.

Çünkü şehirlerin kaderi çoğu zaman yaptıklarıyla değil, yapabilecekleri halde yapmadıklarıyla şekillenir.

Bugün Karaman’da zaman zaman büyük projelerle övünüyoruz. Ancak bu projelerin fırsat maliyetlerini yeterince tartışmıyoruz.

Örneğin Türkiye’nin en büyük millet bahçelerinden birinin Karaman’a kazandırılması ve Kültür OSB’si projesi önemli bir yatırımdır. Ancak fırsat maliyeti perspektifiyle bakarsak şu soruları sormamız gerekir:

Aynı bütçe, aynı siyasi enerji ve aynı bürokratik çaba ile Karaman’ın tarihi kent merkezleri ayağa kaldırılabilir miydi?

Karaman Kalesi, Tapucak Mahallesi, Çeşmeli Kilise çevresi, geleneksel Karaman evleri ve eski şehir dokusu bütüncül bir restorasyon programına dönüştürülebilir miydi?

Bugün binlerce insanın ziyaret ettiği, kafeleri, butik otelleri, kültür sanat merkezleri ve müzeleriyle yaşayan bir tarih bölgesi oluşturulabilir miydi?

Belki evet, belki hayır.

Ancak asıl sorun bu soruların hiç sorulmamasıdır.

Fırsat maliyeti tam olarak burada ortaya çıkar.

Tapucak Mahallesi’nin restorasyonu tamamlanmış, Karaman Kalesi ve çevresi yaşayan bir kültür koridoruna dönüştürülmüş, Karamanlılar kültürü, Türkçe mirası ve çok katmanlı şehir tarihi üzerinden bir turizm destinasyonu oluşturulmuş olabilir miydi?

Belki de bugün yüzbinlerce ziyaretçinin uğradığı bir açık hava müzesinden söz ediyor olacaktık.

Bir şehir için en değerli yatırım her zaman beton değildir.

Bazen en büyük yatırım hafızadır.

Çünkü hafızasını kaybeden şehirler kimliklerini de kaybederler.

Karaman’ın son yıllardaki en büyük problemi kaynak eksikliği değil, öncelik tartışmasının yeterince yapılmamasıdır.

Neyi istediğimizi konuşuyoruz.

Ama neyi istememeyi tercih ettiğimizi konuşmuyoruz.

Oysa her bütçe kalemi, her yatırım kararı, her plan değişikliği aynı zamanda başka bir ihtimalden vazgeçmek anlamına gelir.

Bir şehir park yapabilir.

Ama o sırada tarihi mahallelerini kaybedebilir.

Bir şehir yeni binalar inşa edebilir.

Ama kültürel hafızasını ihmal edebilir.

Bir şehir projeler açıklayabilir.

Ama toplumsal aidiyet üretecek mekanları oluşturamayabilir.

Sosyolojide şehirler sadece yollar, binalar ve yatırımlarla tanımlanmaz.

Şehirler aynı zamanda ortak hafızalarıyla yaşarlar.

İnsanlar yaşadıkları yere sadece ekmek kazandıkları için değil, aidiyet duydukları için bağlanırlar.

İşte Karaman’ın önündeki temel mesele budur.

Karaman adına karar alanların hangi projeleri tercih ettiklerinden çok, bu tercihlerin karşılığında hangi fırsatlardan vazgeçtiklerini de konuşmamız gerekiyor.

Çünkü geleceğin tarihçileri Karaman’ı değerlendirirken yalnızca yapılanları değil, yapılabilecekken yapılamayanları da yazacaklardır.

Ve bazen bir şehrin en büyük kaybı yanlış yaptığı işler değil, hiç değerlendiremediği fırsatlardır.