Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Karaman da Susuzluğun Sebebi Çiftçi mi ?

Karaman Kuruyor: Kuraklıktan Değil,

Karaman Kuruyor: Kuraklıktan Değil, Yönetimden

Karaman’da kuraklık yeni değil. Yeni olan şey, kuraklığın artık “olağan” bir sorun olmaktan çıkıp toprağı, üretimi ve suyu kalıcı biçimde çökerten bir krize dönüşmesi.

Ve burada en büyük hatayı en baştan yapıyoruz: Kuraklığı yalnızca bir “iklim olayı” sanıyoruz.

Hayır.

Kuraklık yağmurla ilgilidir. Ama Karaman’daki kriz, yağmurdan çok yönetimle ilgilidir.

Karaman’ı kurutan şey sadece iklim değil; kuraklığı yönetemeyen düzenin ta kendisi.


Kuraklık Bahane, Yeraltı Suyu Talanı Şahane

Karaman, Türkiye’nin en kritik tarım havzalarından birinde duruyor. Aynı zamanda Türkiye’nin en kırılgan tarım gerçeğini de çıplak biçimde gösteriyor:

Türkiye’de tarım arazilerinin büyük kısmı susuz tarım kategorisinde. Yaklaşık 24 milyon hektarlık işlenebilir tarım arazisini yaklaşık %70’yi bu susuz tarım kategorisinde.
Yani üretimin temeli yağışa bağlı.

Normalde bu ne demek?

  • kuraklığa dayanıklı ürün
  • havzanın kapasitesine uygun ekim
  • suya göre planlama
  • tarımsal risk yönetimi

Peki Karaman’da ne yaptık?

Kuraklığa göre tarımı planlamak yerine kuraklığa karşı yeraltı suyuna saldırmayı teşvik ettik.

Sonuç ortada:

  • Kuyu sayıları arttı
  • Kaçak sondaj normalleşti
  • Yeraltı su seviyesi düştü
  • Obruklar çoğaldı
  • Toprağın su dengesi çöktü

Karaman’da artık sadece kuraklık yok; yeraltı suyu çöküşü var.

Bu iki şey aynı değil.

Kuraklık geçicidir.
Ama yeraltı suyunu çökertmek, geleceği yok etmektir.


Karaman’da Çiftçi Suya Saldırıyorsa Bunun Adı “Ahlak Sorunu” Değil, “Sistem Sorunu”dur

Herkesin dilinde şu var:

“Çiftçi bilinçsiz.”
“Çiftçi vahşi sulama yapıyor.”
“Kuyu vuruyor.”

Peki çiftçi niye vuruyor?

Çünkü susuz tarım arazilerindeki ekonomik kriz yönetilmedi. Çünkü çiftçi şu iki seçeneğe mahkûm edildi:

  1. Yağışa güven, verim düşsün, borç büyüsün
  2. Yeraltı suyuna saldır, üretimi zorla, borcu çevir

Bu bir bilinç sorunu değil. Bu bir ekonomik mecburiyet sorunu. Ve bu mecburiyetin kaynağı, çiftçi değil: politikalar.

Karaman’da çiftçi suyu keyfinden çekmiyor. Sistem onu suya saldırmaya itiyor.

Sonra da çıkıp bu saldırının suçunu çiftçiye yüklüyor.

Klasik: önce krizi üret, sonra günah keçisi seç.


Karaman’da Suya Göre Değil, Kâra Göre Tarım Planlandı

Karaman’a bakınca şunu çok net görüyorsunuz:

Bu bölgede tarımın sınırlarını doğa değil, kısa vadeli kâr hesapları belirledi.

Kimse şunu sormadı:

  • Bu havza bu kadar sulamayı kaldırır mı?
  • Yeraltı suyu kendini yeniliyor mu?
  • Taşıma kapasitesi nedir?
  • Bu üretim modeli 10 yıl sonra neye dönüşür?

Onun yerine şunlar konuşuldu:

  • proje yapılabilir mi?
  • verimi artırır mı?
  • gelir getirir mi?

İşte Türkiye’nin en büyük tarım yanılgısı burada:

Teknik olarak suyu çekebilmek, çekmenin doğru olduğu anlamına gelmiyor.

Kuyu açmak mümkün diye sınırsız kuyu açarsan, bir süre sonra “kuyu var ama su yok” noktasına gelirsin.

Karaman bugün tam olarak buradadır.


“Nüfusu Doyuracağız” Diyerek Karaman’ı Sanayi Tarımına Feda Ettik

Şimdi gelelim en sık kullanılan propaganda cümlesine:

“Artan nüfusu sen mi doyuracaksın?”

Bu cümle Karaman’da özellikle işe yarıyor çünkü insanın vicdanına oynuyor.

Ama ortada çok rahatsız edici bir gerçek var:

Karaman’da suyu tüketen üretim deseninin önemli bir kısmı, insanı doyurmaktan çok sanayi ve ticaret zincirini doyuruyor.

Eğer bu havzalar nüfusu doyurmak için kullanılacaksa, su canavarı ürünleri büyütmek yerine şuna yönelmek gerekir:

  • kuraklığa dayanıklı buğday
  • baklagiller
  • temel gıda güvenliği ürünleri

Ama biz ne yapıyoruz?

Suyu, sanayinin ihtiyaç duyduğu ham maddeye ( mısır ) tahsis ediyor, sonra buna “kalkınma” diyoruz. Bu kalkınma değil. Bu, Karaman’ın su kaynaklarını tüketip bitirerek büyüme masalı.


Karaman’ın Çözümü: Yeni Baraj Değil, Yeni Aklı Başlatmak

Kuraklık artarken “çözüm” diye sunulan şeyler hep aynı:

  • daha fazla kuyu
  • daha fazla sulama alanı
  • daha fazla teknik yatırım

Bu bir çözüm değil. Bu sadece çöküşü hızlandırmak. Çünkü Karaman’ın meselesi suyu taşımak değil; suyu yönetmek.


Gerçek Çözüm: Havza Bazlı Planlama ve Rantı Kesmek

Karaman’da artık yapılması gereken şey belli:

1) Havza bazlı mekânsal planlama

  • su bütçesi çıkarılacak
  • yeraltı suyu kullanımı kota ile sınırlandırılacak
  • hangi ürün nerede ekilecek belirlenmiş olacak

2) Kuyu düzeni bitirilecek

  • kaçak kuyular kapatılacak
  • yeraltı suyu çekimi izne bağlanacak
  • denetim “göstermelik” olmayacak

3) Ürün deseni suya göre değişecek

  • su canavarı ürünler teşvikten çıkacak
  • kuraklığa dayanıklı ürünler desteklenecek

Ama bunlar neden olmuyor?

Çünkü bunlar demek: Rantın kesilmesi demek. Ve işte herkesin kaçtığı yer burası.


Son Söz: Karaman Kuraklıktan Değil, İhmalden Çöküyor

Karaman’ın sorunu sadece kuraklık değil.

Karaman’ın sorunu şudur: Kuraklık yıllardır geliyor ama biz hâlâ suyu “sonsuz kaynak” sanıyoruz. Yağmur azalınca doğa suçlanıyor.

Oysa Karaman’ın kuruması bir doğa olayı değil; bir yönetim sonucudur.

Kuraklık kader değil. Ama bu şekilde devam ederse, Karaman’ın tarımsal geleceği kader değil — kayıp olacak.