Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Karaman Neden Değişmiyor?

Karaman yıllardır aynı soruları

Karaman yıllardır aynı soruları soruyor.

Bu cümleyi ilk kez mi duyduk? Hayır.
Hatta belki çocukluğumuzdan beri…
Her nesil aynı cümleleri kuruyor, aynı hayal kırıklıklarını yaşıyor, aynı beklentileri sırtında taşıyor.

Ve sonra zaman geçiyor.

On yıl sonra dönüp tekrar soruyoruz:
Havalimanı neden yapılmadı?
Serbest Bölge nerede?
Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi ne aşamada?
Teknopark kimlere verildi, ne zaman bitecek?
Sudurağı Lojistik Merkezi ne oldu?

Arada “müjdeler” veriliyor, birkaç başlık atılıyor, birkaç fotoğraf paylaşılıyor…
Ama sonuç?
Maalesef kocaman bir sessizlik.

Şehir yerinde sayıyor.
Hatta bazen geriye gidiyor.

Bir Karşılaştırma: Aksaray

Bizimle aynı dönemde il olan Aksaray’ı örnek alalım.
Coğrafya, iklim, toplumsal yapı, ekonomik dinamikler… birçok açıdan kıyaslamaya uygun bir şehir.

Analiz için elbette daha fazla veri gerekir, ama tek bir veri bile bazen çok şey anlatır:

2023 yılında Karaman’ın ihracatı 314 milyon 877 bin dolar olarak gerçekleşmişken, Aksaray 1 milyar 605 milyon dolar ihracat ile Türkiye’de 23. sıraya yükselmiş ve 58 ili geride bırakmıştır.

Elbette refah yalnızca ihracat değildir.
Ama ihracat bir göstergedir: üretim kapasitesidir, sanayi derinliğidir, dış pazara erişimdir, kurumsal akıldır.

Bu tablo bana şunu söylüyor:
Karaman, potansiyelini ortaya koyamıyor.
İddialı ve vizyoner projeleri başlatmakta zorlandığı gibi, sürdüremiyor da.

Peki neden?

1) Öğrenilmiş Çaresizlik

Belki de en ağırı bu.

O kadar çok denedik…
O kadar çok “olmadı”…
O kadar çok söz duyduk ama sonuç alamadık ki…

Artık denemiyoruz bile.

Daha kötüsü, bu işlerin takipçisi olması gerekenler de bu çaresizliğe teslim olmuş gibi.
“Nasıl olsa olmaz” cümlesi bazen en büyük pranga oluyor.

2) Toplumsal Hafızamız Yok

Beş yıl önce ne yaşandı unutuyoruz.

Aynı hataları tekrar ediyor, aynı yanlışların üzerine yeniden bina kurmaya çalışıyoruz.
Ve karar vericiler…
Yanlış kararlar alındığında sorumluluk almıyorlar.

Hiçbir açıklama yok.
Hiçbir şeffaflık yok.

Oysa halk şunu soruyor:

Ne vaat ettiniz?
Neden yapılmadı?
Engel neydi?
Mazeret neydi?

Belki gerçekten geçerli sebepleriniz var.
Ama o zaman neden anlatmıyorsunuz?
Neden toplumu bilgilendirmiyorsunuz?

Şeffaflık lütuf değildir.
Şeffaflık zorunluluktur.

3) Kutuplaşma ve Egoların Savaşı

Değişim için bir araya gelmemiz gerekir.
Ama biz bir araya gelemiyoruz.

Çünkü birbirimizi rakip değil, adeta düşman görüyoruz.
Kurumlar arası çatışmalar bitmiyor.
Her şey kişiselleşiyor.

Şehir değil, egolar yarışıyor.
Projeler değil, “kimin projesi” tartışılıyor.

Bir şehir böyle büyümez.
Böyle sadece yorulur.

4) Bitmek Bilmeyen Kurtarıcı Beklentisi

Bir başka kronik hastalığımız daha var:

“Halk olarak biz sorumluluk almayalım, bir kahraman gelsin her şeyi düzeltsin.”

Kulağa hoş geliyor ama gerçekle ilgisi yok.
Kaldı ki her dönemde bir “kurtarıcı” beklentisi yaratıldığında şehir ikiye bölünüyor.

Bir taraf kahramanı alkışlıyor…
Diğer taraf ona cephe alıyor…

Sonuç yine aynı:
Kutuplaşma.

Ve değişim yine erteleniyor.

5) Bu Bozuk Düzen Birilerinin İşine Geliyor

Bunu söylemek zor ama gerçek bu:

Bu düzen birilerinin çıkarına hizmet ediyor.
O yüzden değişmesini istemiyorlar.

Değişim olursa kontrol zayıflar.
Değişim olursa hesap verme artar.
Değişim olursa “birilerinin bildiği düzen” bozulur.

O yüzden en büyük direnç, dışarıdan değil içeriden geliyor.


Peki Bu Şehir Değişir mi?

Bu soruyu sorunca karamsarlık çökmemeli.

Evet, değişir.

Ama bir şartla:

Önce içinde sıkışıp kaldığımız döngüyü fark edeceğiz.

Çünkü şunu unutmayalım:

Sorununu görmeyen, çözümünü asla bulamaz.

Karaman’ın ihtiyacı bir mucize değil.
Bir kahraman hiç değil.

Karaman’ın ihtiyacı:

  • Şeffaflık
  • Hesap verebilirlik
  • Ortak akıl
  • Kurumsal planlama
  • Ve en önemlisi: toplumsal irade

Bu şehir değişmeli.
Çünkü bu şehir daha fazlasını hak ediyor.