Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir
İ.Ethem Büyükköse

Verilerin Ardındaki Karaman: Sessiz Görünen Şehrin 5 Şaşırtıcı Gerçeği

Sakin Bir Anadolu Şehrinden Daha Fazlası

Karaman denince akla ilk gelenler bellidir: Türkiye’nin bisküvi ve bulgur başkenti, tarım ve sanayinin iç içe geçtiği üretken bir ekonomi ve kendine has sakinliğiyle tipik bir Anadolu şehri. Bu kimlik, şehrin çalışkanlığını ve üretim gücünü yansıtan doğru bir başlangıç noktasıdır. Ancak bu bilinen yüzün hemen arkasında, son yıllarda ulusal manşetlere yansıyan olaylar ve soğuk istatistikler, çok daha karmaşık ve çelişkilerle dolu bir tablo çiziyor. Bu yazı, resmi verilerle manşetlere yansıyan olayları bir araya getirerek, Karaman’ın “sessiz şehir” anlatısının ardındaki tektonik kaymaları deşifre etme amacı taşıyor. Karşımızdaki veriler, rastgele çelişkilerden ziyade, hızlı, dengesiz ve belki de sancılı bir modernleşme sürecinin belirtileri olabilir.

——————————————————————————–

1. Finansal Paradoks: Üretim Devi, Borçluluk Lideri

Karaman, ekonomik gücüyle öne çıkan bir şehir. Ülkedeki bisküvi, gofret ve kek üretiminin yaklaşık %35’ini tek başına karşılıyor. Bulgur ihracatında bir merkez üssü konumunda ve sanayisi 150’den fazla ülkeye ürün gönderiyor. Bu tablo, dinamik ve dışa açık bir ekonomiye işaret ediyor.

Ancak bu parlak ekonomik vitrinin arkasında şok edici bir veri gizli. 2025 verilerine göre Karaman, kişi başına düşen 13.316 TL’lik takibe düşmüş alacak miktarıyla, finans merkezi İstanbul’u bile geride bırakarak Türkiye’de 1. sırada yer alıyor. Peki, bu devasa üretim gücü, neden hane halkının refahına aynı oranda yansımıyor? Bu veriler, şehrin ekonomik motorunun sıradan vatandaşın cebine ne kadar yansıdığı konusunda ciddi soru işaretleri doğuruyor. Kurumsal kârların hane halkı refahına dönüşmediği iki katmanlı bir ekonomik yapıdan mı, yoksa gıda sanayisindeki ücret politikalarının yarattığı bir baskıdan mı söz etmeliyiz? Üretim gücüne rağmen hane halkı ekonomisinin bu denli kırılgan olması, şehrin genel ekonomik sağlığı için çalan bir alarm zilidir.

Bu finansal baskı, yalnızca ekonomik bir alarm zili olmakla kalmıyor, aynı zamanda şehrin sosyal dokusunda da beklenmedik gerilimlere zemin hazırlıyor.

2. Sosyal Çatlaklar: Muhafazakâr Vitrinin Kırılan Rakamları

Karaman, kamuoyunda genellikle muhafazakâr sosyal yapısı ve sakin gündelik yaşamıyla bilinir. Ancak istatistikler, bu genel kanıyı sarsan ve sosyal dokuda yaşanan derin değişimlere işaret eden çarpıcı gerçekler sunuyor:

  • Suç Oranı: Bir rapora göre Karaman, 100 bin kişi başına düşen suç oranında Türkiye genelinde 6. sırada yer alıyor. Bu oran, “sakin şehir” imajıyla taban tabana zıt bir durumu ortaya koyuyor.
  • Boşanma Oranı: 2024 verilerine göre kaba boşanma hızında Türkiye’de 3. sıraya yerleşmiş durumda.
  • Madde Kullanımı: Atık su analizlerine dayanan bir araştırmaya göre Karaman, ekstazi (ecstasy) kullanımında Türkiye’de ilk sırada yer alıyor.

Bu üç veri—suç, boşanma ve madde kullanımı—birlikte okunduğunda, üretim baskısı ve finansal kırılganlığın yarattığı bir sosyal stresi veya geleneksel kimlik ile modern yaşamın getirdiği gerilimler arasında sıkışmış bir toplumsal yapıyı akla getiriyor. Özellikle ekstazi gibi bir “Avrupa kulüp uyuşturucusu” olarak bilinen maddenin Karaman’da zirvede olması, şehrin Hollanda’da yaşayan yaklaşık 60 bin kişilik diasporasıyla olan güçlü uluslararası bağlarının bu sosyal dinamiklerde bir rol oynayıp oynamadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Toplumsal yapıdaki bu gerilimler, şehrin en temel yaşam kaynağı olan doğa ile kurduğu çelişkili ilişkide de kendini gösteriyor.

3. Çevresel İkilem: Güneş Şampiyonu Toprakların Susuzlukla İmtihanı

Karaman, çevre ve enerji konusunda muazzam bir potansiyele sahip. Güneş radyasyon değeriyle Türkiye’de 1. sırada yer alması, onu yenilenebilir enerji yatırımları için bir cennet haline getiriyor. Ancak bu parlak potansiyel, şehrin karşı karşıya olduğu büyük bir varoluşsal krizle gölgeleniyor: su kıtlığı.

  • Kuraklık: 2025 yılında İbrala Barajı tamamen kurudu ve binlerce balık can verdi. Gödet Barajı’nda ise tarımsal sulama tamamen durdurulmak zorunda kalındı.
  • Yer Altı Tehlikesi: Yeraltı sularının kontrolsüz çekilmesi, son 5-6 yıl içinde 10’dan fazla dev obruğun oluşmasına neden olarak tarım arazilerini ve yerleşim yerlerini tehdit etmeye başladı.
  • İçme Suyu Skandalı: Mart 2025’te şehir şebeke suyunda “petrol türevi hidrokarbon” tespit edildi. Halk, günlerce musluk suyunu içmek bir yana, yemeklerde dahi kullanamadı. Bu akut kriz, aslında kronik bir sorunun zirvesiydi; zira Karaman, bu olaydan çok önce de Türkiye’de kişi başına en çok ambalajlı su tüketilen illerden biriydi.

Türk Kızılayı Karaman Şubesi’nin kuraklıkla ilgili yaptığı uyarı, durumun ciddiyetini özetliyor:

“artık bir tehdit değil gerçek”

Karaman’ın bir yanda geleceğin enerjisi için dev bir fırsata sahipken, diğer yanda en temel yaşam kaynağı olan suyu kaybetme tehlikesiyle yüzleşmesi, trajik bir çelişki olarak karşımızda duruyor.

Çevresel ve altyapısal krizler kamu yönetiminin kapasitesini sorgulatırken, son on yılda yaşanan bazı toplumsal travmalar, bu sorgulamaları çok daha derin bir boyuta taşıdı.

4. Ulusal Travmaların Sahnesi: Küçük Şehirden Taş(ırıl)an Büyük Skandallar

Karaman’ın adı, son on yılda ne yazık ki sadece ekonomik başarılarıyla değil, ülkeyi sarsan iki büyük sosyal skandalla da anıldı. Bu olaylar, şehrin adını ulusal hafızaya travmatik bir şekilde kazıdı.

İlki, 2016’da patlak veren Ensar Vakfı çocuk istismarı davasıydı. Vakıfla bağlantılı evlerde kalan 10 çocuğun tecavüze uğradığının raporlarla dosyaya girdiği davada, sanık öğretmen 508 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Skandalı daha da büyüten ise dönemin Aile Bakanı Sema Ramazanoğlu’nun toplumda infial yaratan şu sözleri oldu:

“Bir kereden bir şey olmaz, Ensar Vakfı’nı karalamak için gerekçe sayılmaz”

İkinci büyük sarsıntı ise 2025’te özel bir engelli bakım merkezinde yaşanan şiddet skandalıyla geldi. Gizli kamera görüntüleri, zihinsel engelli bireylerin bakıcıları tarafından tokatlandığını, boğazları sıkılarak yerlerde sürüklendiğini ortaya çıkardı. Bu iki olay, sadece yerel birer vaka olmanın ötesine geçerek ulusal birer yara haline geldi ve Karaman’ın adının bu derin travmalarla birlikte anılmasına neden oldu.

Bu büyük toplumsal sarsıntılar ulusal manşetleri meşgul ederken, Karaman halkının gündelik yaşamı, daha “sessiz” ama bir o kadar kronikleşmiş sorunlarla şekilleniyor.

5. Altyapı Makası: Yüksek Hızlı Tren Geleceğe Giderken Gündelik Hayat Nerede Tıkanıyor?

Ulaşımda Karaman, tarihinin en büyük atılımlarından birini 2022’de Konya-Karaman Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattının hizmete girmesiyle yaşadı. Bu hat, Karaman’ı Ankara ve İstanbul gibi metropollere hızlı ve konforlu bir şekilde bağladı ve sadece üç yılda 3,7 milyon yolcu taşıdı. Bu, şehrin modernleşme ve dünyaya entegre olma vizyonunu gösteren dev bir adımdı.

Ancak bu büyük yatırımın parlaklığı, şehir merkezindeki gündelik yaşamı felç eden kronik altyapı sorunlarıyla gölgeleniyor:

  • Trafik ve Otopark: Şehir merkezindeki ana caddeler günün her saati sıkışık ve bir otopark yeri bulmak vatandaşlar için “büyük bir çile” haline gelmiş durumda.
  • Sel Baskınları: Her sağanak yağışta, belediye binası önü gibi merkezi noktaların göle dönmesi, yağmur suyu altyapısının ne kadar yetersiz olduğunu acı bir şekilde gösteriyor.
  • Toplu Taşıma: Seferlerin yetersizliği, otobüs filosunun eski ve konforsuz olması, halkın en sık dile getirdiği şikayetler arasında yer alıyor.

Vatandaşların bu duruma isyanı, yerel basına yansıyan şu ifadede özetleniyor:

“Her yağmurda aynı haberleri görmekten bıktık”

Karaman’ın bir yandan YHT gibi vizyoner projelerle geleceğe bağlanırken, diğer yandan en temel kentsel hizmetlerdeki eksiklikler nedeniyle vatandaşlarının günlük yaşam kalitesini düşürmesi, şehrin önündeki kalkınma modelindeki yapısal asimetrilerden biridir.

——————————————————————————–

Sonuç: Rakamların Ötesindeki Soru

Bisküvi başkenti, borçluluk lideri. Güneş enerjisi şampiyonu, kuraklık kurbanı. Hızlı trenle dünyaya açılan, trafiğinde boğulan kent. Bu veriler ve olaylar, Karaman’ın tek bir kimliğe sığdırılamayacak kadar çok katmanlı ve çelişkili bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.

Şehir, sahip olduğu muazzam üretim gücü, doğal potansiyeli ve stratejik konumuna rağmen derin sosyal, finansal ve çevresel sorunlarla yüzleşiyor. Bu tablo, birbiriyle ilişkili bu sorunların, kentin potansiyeli ile kırılganlıkları arasında sıkışıp kaldığını düşündürüyor. Akla gelen kaçınılmaz soru şudur: Peki, Karaman bu derin çelişkileri yönetip potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkarabilecek ortak bir gelecek vizyonu oluşturabilecek mi?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

YAZARLAR
TÜMÜ

SON HABERLER