Hayatımızın bütün dönemlerinde, yaşadığımız şehirler veya ülkeler neresi olursa olsun, insanlar huzurun, mutluluğun, ekonomik refahın, insan ve hayvan haklarının yüksek düzeyde olmasını; ülkelerinde barışın, özgürlüğün ve hürriyetin belli kurallar ve düzen içerisinde yaşanabilir şekilde sürmesini isterler.
Bugün yaşadığımız ülkeye, çevremizdeki ülkelere ve dünyanın farklı yerlerine baktığımızda, kendimizi hangi ülkelerle benzer düzeyde gördüğümüzü sorgulamamız gerekir.
Her ülkenin kendine has özellikleri ve yaşam standartları olsa da, ben ülkemi diğer ülkelerle kıyasladığımda, onların da ötesinde şartlara sahip olmasını; halkımızın daha huzurlu, daha refah içinde ve daha özgür yaşamasını isterim.
Ancak son 50-60 yıldır ülkemizin huzurunun, mutluluğunun, ekonomik düzeyinin ve demokrasisinin her geçen gün biraz daha azaldığını gözlemliyoruz.
Dış güçlerin desteklediği ayrılıkçı ve dinci grupların cirit attığı, ülke bütünlüğümüzü bozmaya çalıştığı bir dönemden geçerken; siyasetçilerimizin Cumhuriyetimizi gerçek bir devlet anlayışıyla güçlendirmek yerine, siyasi ihtirasları ve koltuk sevdaları uğruna ülkemizi her gün biraz daha huzurdan, güvenden, mutluluktan, adaletten ve demokrasiden uzaklaştırdıklarını görüyoruz.
Daha iyi bir Türkiye,
daha iyi bir Cumhuriyet,
daha güçlü hak, hukuk ve adalet,
ve daha güzel bir gelecek için;
BÖYLE OLMAMALI…!

