“Köpeksiz köy bulmuşlar, değneksiz geziyorlar…”
Bir deyim bazen bir şehri bu kadar mı iyi anlatır? Son zamanlarda Karaman için zihnimde dönüp duran en net ifade bu oldu.
Her sabah yeni bir kriz başlığıyla uyanıyoruz. Dün su, bugün trafik, yarın başka bir skandal… Gündem hiç değişmiyor, sadece başlıklar yer değiştiriyor. Üstelik bu sorunlar artık münferit değil; iç içe geçmiş, kronikleşmiş ve en tehlikelisi de normalleşmiş durumda.
Peki bu şehirde gerçekten ne oluyor?
Aslında sorunların kendisi kadar, hatta belki daha fazlası, bu sorunlara verilen (ya da verilmeyen) tepkide gizli. Çünkü ortada garip bir durum var: Herkes şikayetçi, ama kimse gerçekten hesap sormuyor. Herkes farkında, ama kimse sorumluluk almıyor.
Daha da düşündürücü olan şu: Bu kadar sorun konuşulurken, bir kez olsun çıkıp açıkça “Evet, burada hata yaptık” diyen bir sorumlu gördük mü? Ya da bu sorunların varlığını güçlü bir şekilde kabul eden?
Sessizlik bazen en yüksek sestir. Ve bu şehirde o sessizlik giderek büyüyor.
Siyaset kurumu kendi içinde güç mücadeleleriyle meşgulken, şehir kendi haline bırakılmış gibi görünüyor. Kimin nerede durduğu, hangi pozisyonu kapacağı, hangi hesapların görüleceği konuşulurken; vatandaşın gündelik hayatını doğrudan etkileyen sorunlar arka planda kalıyor.
Eğer karar mekanizmalarında ehliyet ve adalet ikinci plandaysa, ortaya çıkan tabloya şaşırmamak gerekir. Çünkü liyakatin olmadığı yerde sistem değil, ilişkiler çalışır. İlişkilerin çalıştığı yerde ise sorunlar çözülmez, sadece ertelenir.
Ama mesele sadece yönetenler de değil.
Bu şehirde yaşayanlar, eşraf, sivil yapılar, kanaat önderleri… Herkesin kendine sorması gereken bir soru var:
Biz neden bu kadar sessiziz?
Alıştık mı? Yorulduk mu? Yoksa “bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” mı diyoruz?
En tehlikelisi de bu zaten: Sorunların artık rahatsız etmemesi.
Çünkü bir şehirde rahatsızlık duygusu kaybolduğunda, değişim ihtimali de kaybolur.
Bugün gelinen noktada, Karaman’ın en büyük sorunu belki de tek tek saydığımız maddeler değil; bu maddelerin toplamının artık kimseyi yeterince sarsmıyor olmasıdır.
İşte tam da bu yüzden o deyim bu kadar yerli yerine oturuyor:
Köpeksiz köyde değneksiz gezenler var.
Ve asıl mesele şu:
Bu köy gerçekten sahipsiz mi, yoksa sahipleri artık ses çıkarmayı mı bıraktı?

