Zeki Müren de Bizi Görecek mi?
Bir döneme damgasını vuran Vizontele filminin hafızalara kazınan repliğidir:
“Zeki Müren de bizi görecek mi?”
Aslında mesele Zeki Müren değildi.
Mesele, yeni gelen teknolojinin insanı sadece seyirci mi yapacağı, yoksa onun da söz sahibi olup olmayacağıydı.
Aradan çeyrek asır geçti.
Teknoloji değişti…
Yatırımlar büyüdü…
Rakamlar milyar dolarlarla ifade edilir oldu…
Ama Karaman’ın kaderi değişmedi.
Yine aynı soru…
Bu şehir sadece izleyecek mi?
Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan Yenilenebilir Enerji Santralleri Anlaşması TBMM’den geçti. Açıklanan plana göre ilk etapta Karaman’a 1000 MW gücünde dev bir güneş enerji santrali kurulacak.
Haberleri okuyorsunuz…
Başlıklar aynı.
“Dev yatırım.”
“Tarihi proje.”
“Büyük müjde.”
Peki Karaman için bunun anlamı ne?
İşte orası kocaman bir sis perdesi.
Ne zaman milyarlarca dolarlık bir yatırım açıklansa, nedense kimse işin ayrıntısını konuşmuyor.
Kimse şu soruları sormuyor.
Bu yatırımın vergi rejimi nedir?
KDV alınacak mı?
ÖTV var mı?
Damga vergisi uygulanacak mı?
Yoksa bütün bunlardan muaf mı tutulacak?
Üretilecek elektrik için kaç yıllık alım garantisi verildi?
Bu garanti hangi para birimi üzerinden hesaplanacak?
Türk Lirası mı?
Yoksa her zamanki gibi döviz üzerinden mi?
Kurulacak santralde kullanılacak ekipmanların ne kadarı yerli olacak?
Karamanlı gençler burada çalışabilecek mi?
Yoksa şantiye kurulacak, iş bitecek, sonra geriye tel örgüler ve güvenlik kulübeleri mi kalacak?
Yarın yatırımcı ile devlet arasında hukuki bir ihtilaf çıkarsa davaya Türk mahkemeleri mi bakacak?
Yoksa başka bir ülkenin hukuk sistemi mi devreye girecek?
Bu soruların hiçbirisi yatırım düşmanlığı değildir.
Tam tersine…
Bu sorular vatandaş olmanın gereğidir.
Çünkü yatırım sadece yatırımcı kazanıyorsa adına yatırım değil, kaynak transferi denir.
Bir başka soru daha var.
Belki de en önemlisi.
Karaman yıllardır neyi vermedi ki?
Mermerini verdi.
Rüzgârını verdi.
Güneşini verdi.
Toprağını verdi.
Suyunu verdi.
Peki karşılığında ne aldı?
Bu şehirde faaliyet gösteren büyük şirketlerden hangisi Karaman’ın kültürel mirasına sahip çıktı?
Hangisi bir tarihi yapının restorasyonuna destek verdi?
Hangisi bir kütüphane yaptırdı?
Hangisi gençlere yönelik kalıcı bir eğitim projesi başlattı?
Hangisi Karaman’ın sosyal hayatına değer katacak sürdürülebilir bir projeye imza attı?
Bugün Karaman’da kültür-sanat etkinlikleri yapılırken, tarihi eserler kaderine terk edilirken, sivil toplum kaynak ararken, milyonlar kazanan şirketlerin sosyal sorumluluk anlayışı neden birkaç afiş sponsorluğunu geçemiyor?
Şehrin doğal kaynaklarından servet üretenlerin, bu şehrin geleceğine karşı hiçbir sorumluluğu yok mu?
Asıl mesele güneş paneli değildir.
Asıl mesele Karaman’ın yine yalnızca bir üretim sahası olarak görülmesidir.
Kaynağı burada…
Kazancı başka yerde…
Kararı başka yerde…
Sözü başka yerde…
Karaman ise sadece haritada işaretlenen bir koordinat.
Bir yatırımın gerçek değeri, megavatıyla ölçülmez.
O yatırımın bulunduğu şehre bıraktığı iz ile ölçülür.
İstihdamıyla…
Teknoloji transferiyle…
Üniversite-sanayi iş birliğiyle…
Yerel ekonomiye sağladığı katkıyla…
Kültürel mirasa verdiği destekle…
Şayet bunlar yoksa geriye sadece devasa rakamlar ve gösterişli basın bültenleri kalır.
Ben hiçbir zaman üretimin karşısında olmadım.
Bu ülkeye gelecek her yatırım, doğru şartlarla yapıldığı sürece kıymetlidir.
Ancak sorgulamadan alkışlamak da vatandaşlık değildir.
Bugün alkışladığımız sözleşmelerin bedelini yarın çocuklarımız ödeyebilir.
İşte bu yüzden soruyoruz.
Karaman bu projede ortak mı?
Yoksa sadece ev sahibi mi?
Yoksa daha kötüsü…
Yine sadece seyirci mi?
Çünkü yıllardır değişmeyen bir alışkanlığımız var.
Birileri geliyor…
Bizim toprağımızdan kazanıyor…
Biz ise yapılan tanıtım filmlerini izlemekle yetiniyoruz.
Ve insanın aklına ister istemez o unutulmaz replik geliyor:
“Zeki Müren de bizi görecek mi?”
Yoksa bu memlekette yine birileri oynayacak, Karaman ise sadece alkışlamakla mı yetinecek?

