Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Gazeteci, toplumun ağrıyan yeridir.

Çünkü ağrı, bedende yolunda gitmeyen bir şeylerin habercisidir. Bir yerde

Çünkü ağrı, bedende yolunda gitmeyen bir şeylerin habercisidir. Bir yerde sızı varsa, orada ihmal edilmiş, ertelenmiş ya da görmezden gelinmiş bir mesele vardır. Şehirler de böyledir. Sessiz kalan sokakları, duyulmayan insanları, üstü örtülen gerçekleri ve zamanla kangrene dönüşen sorunları vardır.

İşte gazeteci, tam da bu ağrıyı hisseden ve hissettiren kişidir. Toplumun içinde biriken rahatsızlığı dile getirir; görülmeyeni gösterir, sorulmayanı sorar, konuşulmayanı gündeme taşır. Çünkü gazetecilik, yalnızca olanı aktarmak değil; bazen herkesin bildiği ama kimsenin söylemeye cesaret edemediği hakikati görünür kılmaktır.

Bugün birey, geçmişe göre çok daha karmaşık bir sosyal yapının içinde yaşıyor. Her gün binlerce bilgi, yorum, algı ve yönlendirmeyle karşı karşıya kalıyor. Bu yoğun bilgi akışı, insanı hakikate yaklaştırabildiği gibi manipülasyona da açık hâle getirebiliyor. Tam da bu nedenle, toplumsal vicdanı olan, meseleleri eleştirel bir gözle değerlendirebilen ve kamu yararını önceleyen gazetecilere her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Gazetecilerin özgürce çalışabilmesi, yalnızca mesleki bir hak meselesi değildir; aynı zamanda bir toplumun gelişmişlik düzeyini gösteren önemli ölçülerden biridir. Çünkü eleştiriye açık olmayan bir toplumda sağlıklı bir denetim mekanizması kurulamaz, şeffaflık gerçek anlamda yerleşemez. Eleştiriden rahatsız olan, sorulardan kaçan ya da gazeteciliği baskı altına almaya çalışan her yapı, aslında kendi içinde görünmesini istemediği bazı boşluklar taşıdığını da belli eder.

Elbette bu sorumluluk, gazeteciye sınırsız bir hareket alanı vermez. Hakikatin peşinden gitmek ne kadar önemliyse, o hakikati hangi yöntemle dile getirdiği de o kadar önemlidir. Çünkü gazetecilik; öfkeyle değil, vicdanla; kişisel hesaplarla değil, kamu yararıyla; hoyratça değil, ahlak ve sorumluluk duygusuyla yapılması gereken bir meslektir.

Her meslekte olduğu gibi gazeteciliğin de zaman içinde oluşmuş etik ilkeleri vardır. Bu ilkeler gazeteciyi susturmak için değil; sözünü daha güvenilir, duruşunu daha saygın ve mücadelesini daha meşru kılmak için vardır.