Karamanoğlu Mehmet Bey’in mühür vurduğu bu aziz topraklarda, Türkçenin kalbinde bir hançer gibi yankılanan yabancı hecelere karşı sükûtumuz feryadımızdır!
Garp’ın Âfâkı Değil, Türk’ün Lisanı
Sen ki; Türkçenin payitahtında, al sancağın gölgesinde bir makamın emanetçisisin. İstiklal Marşı, bir tercüme metni değil, bir milletin kanıyla yazdığı ebedi mukavemetnamesidir. “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım” diyen bir ruhu,
- Başka bir dilin kalıplarına hapsetmek,
- O hürriyete pranga vurmaktır.
O Ses ki; Türk’ün Kendi Nefesidir
Müdür! Duyuyor musun? Toprak altında yatan binlerce kefensizin kemikleri sızlıyor.
“Ruhun şad olsun Akif,” diyoruz ama ruhuna eziyet ediyoruz.
O marş ki; hilalin altında tek bir ağızdan, öz dilimizle haykırıldığında Arş’ı titretir. Onu Arapça’nın ya da başka bir lisanın fonetiğine kurban etmek, **”Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”**ın sofrasına bu milletin kimliğini meze yapmaktır.
Karaman’ın Taşı Dile Gelse…
Karamanoğlu Mehmet Bey, fermanını bugün yazsaydı; senin izin verdiğin o kürsüye bakıp kahrolurdu.
- Dilini kaybeden, dinini de muhafaza edemez.
- Dilini kaybeden, vatanını da savunamaz.
- Dilini kaybeden, “Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal” diyemez.
Müdür, korkma!
Milletin sinesindeki o safiyane Türkçe sevgisinden korkma. Siyasi rüzgârlardan, geçici heveslerden, yabancı hayranlığından kork; ama Öz Türkçenden korkma! Çünkü bu marş, “Korkma!” diye başlar; ürkek yüreklerin, dilsiz dudakların harcı değildir.
“Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal!” İzmihlal ( çöküş ) istemiyorsan, o kutsal metni aslına, Türkçenin başkentine ve Karaman’ın tertemiz çocuklarının şerefli ağzına iade et!


Böyle bir faaliyetten kimin ne beklentisi var acaba çok merak ediyorum, böyle birşey yapılmasından ne fayda umuldu acaba, gerçekten merak ediyorum
Sayın İbrahim Ethem Büyükköse beyninize, yüreğinize sağlık.