Karaman, uzun yılların; Hititlerden Osmanlı’ya uzanan tarihin en güçlü somut delillerini taşıyan bir coğrafya üzerinde yer almaktadır. Hemen yanı başında bulunan Karadağ’da birden fazla medeniyet mirasına şahit oluyoruz. Hitit kabartmaları, Roma dönemi yerleşim yerleri ve şapeller (dini mekânlar), Karamanoğlu ve Osmanlı dönemi çeşmeler, mescitler ve bazı savunma hatları Karadağ’da yoğunlaşmış durumdadır. Böyle bir tarihin ve sanatın aynı alan içerisinde yer alması çok nadir ve değerlidir.
Ayrıca Karadağ, erken dönem Hristiyanlar için bir durak noktası olmuştur. Avrupa’dan Kudüs’e kutsal hac görevini tamamlamak isteyen bir Hristiyan, Karadağ’da durur, dinlenir ve yoluna devam ederdi. Ancak bugün baktığımızda, o yapıların birçoğu hâlâ sessiz bir şekilde keşfedilmeyi beklemektedir. Bu durum da ne yazık ki şehrimiz adına olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.
Karaman’ın bugün en çok geride kaldığı hususlardan biri turizmdir. Şayet turizmin olmadığı şehirler tanınmamakta ve hak ettiği değeri görememektedir. İşte Karaman’ın en büyük eksiklerinden biri de elindeki bu tarihî potansiyeli değerlendirememesidir. Şehrin içinde ve dışında yer alan turizm noktaları, hem şehrin can damarı hem de yerel faaliyet merkezleri olmalıdır. Gelen turistlerin vakit geçirebilmeleri, zamanın onlar için akıcı ve keyifli geçebilmesi gerekmektedir. Böyle olursa hem yerel esnaf hem de şehir her anlamda olumlu etkilenir ve bu durum ülkemize de katkı sağlar.
Karadağ, sadece bir tarih değil; yaşamaya devam eden fakat değeri bilinmeyen büyük bir hazinedir. Karaman yöneticilerine çağrım, bu büyük mirasa sahip çıkmaları, turizme kazandırmaları ve tanıtımını yapmalarıdır.
Bu şehir hepimizin ve bu köklü mirasa sahip çıkacak olanlar da bizleriz.
Ömer Göçer


YORUMLAR